Thursday, August 30, 2007

Yüregim


Yüregim,ıslaktir benim,
Kuytularda aglamaktan.
Ve hafif ucuktur rengi,
Kurusun diye kac kez,
Güneşe asilmaktan... Sunay Akın
Bu aralar uzun yazılar yazamıyorum. Neden mi? Sanırım pek içime dönmek istemiyorum...Kaçıyorum galiba!Keşke kendimi bırakıp kaçmak mümkün olsa...Bir günlüğüne de olsa uzaklaşsam aklımdan çıkmayanlardan...Ama onlar değil miki beni ben yapan??????

Wednesday, August 29, 2007

niyet...


Yıllar önce okuduğum "Bir Çift Yürek" isimli kitapta yazan ve benim çok sevdiğim bir sözü yazmak istiyorum bu gün....
"Bütün insanlar etten ve kemiktendir; farklı olan yürek ve niyettir".
Ne kadar da doğru; bizi birbirimizden farklı kılanlar da bunlar değil mi zaten...İyi niyetli insanlar diliyorum :)

Saturday, August 25, 2007

eskidendi çok eskiden....


Geçmişte yaşadıklarımı düşünüyorum şimdilerde. İnsan geçmişini en yoğun yaşlılık döneminde sorgular oysa! Yoksa yaşlanıyor muyum? Yaşlı bir hastam vardı; mutlu musunuz diye sorduğumda birden bire gözleri dolmuş ve ağlamaklı gözlerle bana bakarak "mutluluk çok eskiden di" ben en son ne zaman mutlu oldum hatırlamıyorum demiş ve gözyaşlarının derin çizgiler üzerinden süzülmesine izin vermişti...Çok üzüldüğüm anlardan biridir.Sonraki görüşmelerimizde anladım ki geçmişse dair çok fazla pişmanlık biriktirmişti ve artık geçmişte yaşadıklarını sorgulamaktan bugününü yaşayamıyordu ve derin bir mutsuzluktu şimdilerde yaşadığı!
Pişmanlıklar zordur, ağır bir yüktür insanlar için...Keşkeler bugünü alır götürür...ve eğer çok fazla pişmanlık doldurursanız heybenize yaşlanınca hep geçmişinizi ve hatalarınızı düşünür ve çoğu zaman yaşanmamış bir hayatın yasını tutarsınız...Çok geç olmadan heybenize bir bakın derim ben !

Friday, August 24, 2007

Aslolan Hayattır!


"Seni nasıl seviyorum biliyor musun? Ot yağ­muru nasıl severse, ayna ışığı nasıl severse, ba­lık suyu ve insan ekmeği nasıl severse, sarho­şun şarabı, şarabın billur kadehi sevdiği gibi, annenin çocukları, çocukların anneleri sevdik­leri gibi, Lenin'in inkılâbı ve inkılâbın Marx'ı sev­diği kadar, velhasıl seni Nazım Hikmet'in Hati­ce Zekiye Pirayende Piraye'yi sevmesi gibi sevi­yorum".

Şöyle diyordu mektuplar­dan biri: "Canım karıcığım. Birbirimizden uzak olmak, birbirimize sokulamamak ne korkunç şey, fakat bu korkunçluğun ne tuhaf, ne acı bir tadı var."

Galiba en çok bu tadı sevdi Nazım... Aslında Onun sevdiği, kadınlar değil, sevme fikriydi... Kadınlar sadece öznesiydi o sevginin; nesnesi oldukları anda değiştirdi onları... O'na aşkı an­latabilmek için vesileler, ilhamlar lâzımdı... Son şiirlerinden birinde, "üstümüze yazdıklarımın hepsi yalan" dedi, "Onlar olan değil, olmasını istediklerimdi aramızda..."

Sevgiyi, yaşamaktan çok yazmayı sevdi... Ve onca aşktan damıttığını iki sözcüğe sıkıştırıp özetledi:"Aslolan hayattır." Can Dündar'ın "Aslolan" isimli yazısından alıntıdır.

Bizler de acaba kişileri değil de onlarla birlikte iken ortaya çıkan farklı "ben" leri mi seviyoruz? Sevginin bizi değiştirmesine mi aşk diyoruz!

Thursday, August 23, 2007


ÇOCUK KUŞ

Bir kuştu,
Allı allı bir kuş.
Her tüyüne bir çiçek bağladılar
Uçmadı o.

Bir kuştu,
Mavili mavili bir kuş.
Her tüyüne bir boncuk bağladılar
Uçmadı o.

Bir kuştu,
Yeşilli yeşilli bir kuş.
Her tüyüne bir çocuk kordelası bağladılar
Uçtu o.Fazıl Hüsnü Dağlarca

Wednesday, August 22, 2007

Şurup....


Şurup benim inatla açmayan menekşemin ismi...Hiç menekşeye şurup diye isim verilir mi demeyin; ben verdim! Hep bir iran kedim ya da sevimli, depresif bakışlı bir köpeğim olsun istedim; şurup olmayan kedimin ve köpeğimin ismiydi....Ama ben menekşeye sahiptim ve ona bu ismi verdim....Yalnız ufak bir sorunum vardı o da menekşemin inatla açmak istemeyişi.Sanırım onu taaaa İstanbul'dan İzmir' e getirmeme çok kızmıştı; aslında haksızda sayılmazdı!Arkadaşlarım onuda terapiye almamı önerdiler...Günlerce konuşmaya çalıştım onunla :)kendini yalnız hissetmesin diye...ve bir gün, tam 1 yıl sonra tam açacak derken, şurup açmadan soldu...oysa ben ona öyle güzel bir renk yakıştırmıştım ki...Ama düşünüyorum da, belki açsa o kadar güzel görünemezdi! Hani kafanızda bir resim çizersiniz ve o öyle kalsın istersiniz ya ; İŞTE ÖYLE BİR ŞEY!

Sunday, August 19, 2007

where is my mind?


Fight club, benim en çok etkilendiğim filmlerden bir tanesidir...Filmi izleyenler bilir "where is my mind" filmin müziklerinden biridir; benim favori parçalarımdandır!
Filmin insan psikolojisini ele alan yönünü mü (psikoz) yoksa içinde yaşadığımız sistemin kurallarını anlatış tarzından mı etkilendiğimi tam olarak bilemiyorum...Ama beni düşünmeye sevk eden bir kaç güzel sözü yazmak istiyorum.
*Sahip olduğun şeyler zamanla sana sahip olur!
*Sen işin değilsin, sen cüzdanındaki para, bindiğin araba, üzerinde ki giysiler de değilsin!
*Mükemmelin peşinde koşmayı bırak, sen mükemmel değilsin!

destina...

"Dün gece sen uyurken,
Yüreğim bir yıldız gibi bağlandı sana!
İşte bu yüzden sırf bu yüzden;
Yeni bir isim verdim sana...DESTİNA"

Thursday, August 16, 2007

Çocukken...


Ne zaman bir şeylere üzülsem hemen çocukluğuma sığınırım; belkide suçluluk duyuyorum. O hayatı tanımayan, umut dolu gözlerle siyah beyaz bir resimden bakan kız çocuğunun hayallerini gerçekleştiremediğim için...Daha fazla ne yapabilirdim bilmiyorum...O'nu mutlu etmeye yeterdi dondurma, elma şekeri, pamuk şeker ya da badem kraker...Ama bazen öyle şeyler yaşıyor ki insan hiç bir şey yetmiyor mutlu olmaya; zamanla öyle boşluklar açılıyor ki ruhunda o boşlukları dolduramadan yaşamayı öğrense de biliyor eksik olanları! Bilmesi de yetiyor zaten...Büyüyünce her şey değişiyor ya; bu yüzden çocukken çok mutlu olmalı insan...Sınırsız çikolata ve dondurma yiyebilmeli, istediği gibi kirlenmekten korkmadan oynayabilmeli...Çünkü hiç bir şey çocukluktaki kadar eğlenceli ve tatlı değil! Bu yüzdendir ki ben markette alışveriş yapıp tek bir çikolata ya da şeker alamadan çıkan çocuklara üzülürüm!!!

Wednesday, August 15, 2007

Kaybolduğunda....


1. Ne yapıyorsun?
2. Ne hissediyorsun?
3. Ne bekliyorsun?
4. Ne istiyorsun?
5. Neden kaçınıyorsun?
Cevapların seni kendine götürecek...

Tuesday, August 14, 2007

Yalan mı? O da ne!!!!!

Bende aydan tarafından mimlenmişim....Yalanın iyisi, kötüsü, beyazı,siyahı ya da en güzeli var mı bilmiyorum ama insan ilişkilerinin ne yazıkki bir parçası...Özellikle de günümüzde...Psikolojiyle uğraştığım için insanları sıkça gözlemlerim ve deneyimlerini paylaştığım kişilerden bende dersler çıkartmaya çalışırım. İnsanların yaşadıkları içsel sıkıntıların kimi zaman nedeni söylenen yalanların kişide oluşturmuş olduğu çökkünlük olabiliyor. Hepimiz günlük hayatta bir takım yalanlar söyleriz ama asıl tehlikeli olansa yalanları kendisine kişilik özelliği haline getirmiş olan insanlara inanmak! Çünkü sonrasında kişi kendisini sorgulamaya başlıyorve sonraki dönemde de güven sorunu yaşamaya başlayabiliyor...Siz iyisimi pinokyolara kanmayın!
Bende insanlar tarafından sıkça söylenen ve artık inandırıcılığını kaybettiğini düşündüğüm bir kaç yalanı yazabilirim diye düşünüyorum....
1. Ben asla yalan söylemem...(en tehlikelisi)
2. Ben dış güzelliğe değil, ruh güzelliğine önem veririm...
3. Dedikodu mu nefret ederim, hiç işim olmaz...
4. Uzun süren bir ilişkiden yeni çıktım, zamana ihtiyacım var...
5. Senden başkasını gözüm görmüyor....
6. Ne estetik mi? Botoks mu? Ben mi? Bu benim doğal güzelliğim...
7. Ben televizyon izlemem, o saydığınız kişileri hiç duymadım....

Sunday, August 12, 2007

Dünya dönüyor...


Dünya bize sormadan sürekli dönüyor...Mevsimler farkına varmadan birinden diğerine değişiyor...İnsanlar giriyor hayatlarımıza ve birgün gidiyorlar...Hiç kimse çocuk kalmıyor...Hayatın bir düzeni var ve bizler ister dolu dolu yaşayalım, ister öylesine o akışından hiç bir şey kaybetmiyor...Çoğu günler etrafımızdaki güzelliklerin farkına varmadan akıp gidiyor...Bir söz vardı "İnsanlar aynaları görmezler; onlar aynanın içindekini görürler" diye...Kaç ayna var kim bilir görmediğimiz!!!!!!!!!!

Wednesday, August 8, 2007

Tek Başına....

Bir sevda çekerdi kalbim, sessiz tek başına.
Varamaz dokunamazdı elim, umutsuz yarasına.
Biliyorum kavuşmak imkansız, anlıyorum yaşamalıyım sensiz,
Tek başına tek başına..

Her gece hayalimde, düşümde her kadehin bitişinde,
Bir buruk bir gariptir içim aklımdan her geçişinde,
Biliyorum kavuşmak imkansız anlıyorum yaşamalıyım sensiz,
Tek başına tek başına...Fikret Kızılok

Tuesday, August 7, 2007

Bu yazının adı yok...


"Bana yazdigin son mektubun ucunu,
Bu sefer bilerek yakmamissin!
Sehre gitmeye karar verdigini söylüyorsun,
Sen bilirsin,
Verdigin bu kararin sen farkina varmamissin!" Ne güzel söylemiş Cem Karaca... Şehre gitmek...Büyük şehirde yaşamak...Son zamanlarda büyük şehirlerin kalabalıklığı, yaşanan ilişkilerin adsızlığı, arkadaşlıkların zamansızlığı, koca binaların altında daha da yalnızlaşan insanları düşünüyorumda küçük bir şehirde yaşamak daha cazip gibi geliyor! Belkide bu saydıklarımın şehirlerle, şehirlerin büyüklük ya da küçüklüğüyle hiç bir ilgisi yoktur...Acaba Heidi büyük bir şehirde yaşasaydı mutsuz mu olurdu? Büyük şehirde Heidi yıldızları seyredemezdi ki....Zaten Heidi de büyük şehri sevememiş ve Alp lere geri dönmüştür...Sanırım bugünlerde kendimi Heidi gibi hissediyorum :)

Saturday, August 4, 2007

Normal??? Anormal???


Normal nedir? Birine göre normal olan diğerine göre anormal olamaz mı? Herkes kaldırımdan yürürken cadde ortasında yürüyen, herkes ağlarken gülen midir anormal?? İstatistiksel olarak çoğunluğa uyan, uç noktalarda olmayandır normal! Peki o zaman ben çoğunluğun fikrine katılmayıp, farklı bir fikri savunduğum zamanlarda istatistiksel olarak uç noktalardan biri olacağıma göre anormal mi olurum, olmalı mıyım? Tıbbi anlamda da normalin çeşitli ölçütleri bulunmakta. Freud normalin tanımını "çalışmak ve sevmek" olarak yapmış... Belki normale göre anormalin tanımını yapmak daha kolay gibi.... Bence herkes kendi kafasında ki normal ve anormal tanımlamalarını düşünmeli. Çoğu insanlar kafalarında şekillendirdiği anormal tanımlamalar yüzünden önyargılara sahipler...Ayrıca herkes kendi "normalliğinden" eminken kim bilebilir ki kimin daha "anormal" olduğunu?

Friday, August 3, 2007

Thursday, August 2, 2007

Travis-Sing

Bu gün içimden sadece bu şarkıyı dinlemek geliyor....Nedenini bilmiyorum!