Ateşin tam içindeydim, göremedim yangının ruhumdaki izlerini...her şey öylesine yakıcıydı ki, çırpındıkça daha çok yaktım canımı...dokunduğum her şey iz bıraktı, zamanla geçer sandım, ama yanıldım. Eskisi kadar canımı yakmasada o izler, zaman zaman aynanın karşısında dalıyorum o izlerin taşıdıkları anlamlara! O çizgilerin toplamından daha fazlasıyım elbet. Yaşlanmakta böyle bir şey mi acaba! Her aynaya bakışında daha da derinleşen çizgilerin taşıdıkları anlamlarla hüzünlenmek gibi bir şey mi? Yıllar sonra hiç görmediğin bir dostunu ya da sevdalını gördüğünde onun yüzündeki çizgilerde kendini aramak gibi mi? Geçmişe bakıp, ne günlerdi demek belkide...Ya da sağnak bir yağmurun altında sırılsıklam olduktan sonra, sıcak bir köşede uyuyakalmak gibi. Neyse yaşlanmak için acele etmeye hiç gerek yok :)şimdilik yağmurların altında ıslansak ta, önemli olan ilerde huzurla uyuyabileceğimiz sıcak kuytular bulmak sanırım!