Saturday, December 29, 2007

Yüzleşme...

Bazen sanki hiç bir kontrolünüz yokmuş gibi hissedersiniz hayatınızın akışında...Zaman, mekan hatta o an düşündüğünüz ve hayatınızda var olan insanlar dahi sizin dışınızda gibi gelirler; öyle derin bir boşluk ve çaresizliktir belkide yaşanan...Durup düşünürsünüz, hatta düşüncelerinizi ifade eden tek bir kelime bile bulamazsınız, kelimeleriniz bile ait değildir düşüncelerinize!En yakınlarınızla bile konuşmak istemezsiniz, bu onları daha az sevdiğiniz anlamına gelmez asla; kendinize bile anlatamadığınız duygularınızı nasıl açabilirsiniz ki en yakınınız da olsa...İnsanın kendine bile anlatamadığı ama içten içe bildiği, bilinç düzeyinde anlam bulduğunda onu yaralayabilecek gerçekleri vardır. Bu gerçekleri çoğu zaman kendi bile görmez; göremez ya da görmek istemez...Belkide hayat bu görmek istemediğimiz gerçeklerle yüzleştiğimizde öğrendiklerimizin toplamı...Figen

Monday, December 17, 2007

Adsız...


Hızlı hızlı atarken adımlarımı, arkamdan koşarak gelişini görmemişim...Yıllar sonra adımı senin sesinden duyunca tanıyamamış olmak sesini, bir bilsen öylesine acıttı ki içimi...Nerden bileceksin ki, hem canımın acıdığını bilmiş olsan bencilce koşarmısın yıllar sonra ardımdan? Söylesene nedir yıllar sonra istediğin benden? Sen değil miydin giden? Sevmek vazgeçmekse eğer bir defa vazgeçince asla dönmemelisin geriye...Bırak kalan sarsın yaralarını...Hem ben çoktan sardım yaralarımı, ödedim arkanda bıraktığın manevi borçlarını....Canımı acıtan sana bakınca öncenden delice atan kalbimin, artık bir yabancıya bakar gibi suskun kalışı; bıraktığın ağır yükler kalbimin kanatlarını çoktan kırdı...Sen kırık bir kanat tek başına nasıl sarılır bilir misin; bir de o kanadı çok sevdiğin bir insan kırmışsa? Bilsen koşarmısın ısrarla sesimi duymak, yüzümü görmek için ardımdan...Bırak geçmişimdeki gibi kal, bırak geçmişteki gibi kalayım...Yüzümdeki izlerde arama kendini, sen gideli yüzümdeki çizgiler bile değişti...

Tuesday, December 11, 2007

Sahip Çıkmalıyım Ruhuma...


Sadece beni düşün istiyorum; sadece bana uyan ve gözlerini sadece bana kapat...Bencillik bu biliyorum; seni seviyorum demek yetmez bazı bencillikleri örtmeye, bunu da anlayabiliyorum! Hayatımda ilk kez bencillik yapan ben olmak istiyorum, bırak bu kez bencilce seveyim! Gördüm aşkı da , nefreti de...Bencilliği de tattım, çaresizliği de yaşadım. Heybem karma karışık acılarla, umutlarla dolu, ama ben o heybeyi boşaltıp, sadece senle doldurmak istiyorum; yardım et! Bunları duyup korkarsın beni sevmekten diye yine kendi içime dolup, kendi içime boşalıyorum...İçimde senden gizlice biriktirdiğim umutlarımı toplasam, alsam onları ruhumdan ve bıraksam denize, umutsuzca sevsem seni, belki umut yoksa acıda olmaz...Hani her an gidecekmişsin gibi sevsem ben seni,hiç umut olmadan. Biri bağlanacaksa sen bağlansan bana, dedim ya bu kez bencilce sevmek istiyorum...Bana bencilliği onlar, sevdiklerim öğrettiler...Etrafıma bir duvar ördüysem, kimseyi daha çok sevip bu kez yine incitmesinler çocuk ruhumu diye...Anladım ki insan kendisi korumazsa, kendisi sahip çıkmazsa ruhuna, kendisi saklamazsa kırılganlığını, kimse sahip çıkmaz onun ruhuna, acılarına ve ona acımazlarda...Murathan Mungan'ın da şiirinde söylediği gibi "Gün geldi öğrendin: Sahip olanlar bile sahip çıkmadı sana"...Figen

Sunday, December 9, 2007

İkimizin dramından bir mutluluk çıkar mı?


Genç kız kahvesini alıp eline, oturdu penceresinin önüne. Yağmurlu bir günde seyretti o çok sevdiği denizi. Şimdi sana dokunabilecek kadar yakınım, peki neden korkuyorum diye sordu kendi kendine...Belkide aklımda öylece kalmalısın, dokunursam sana belki bozulur büyü, saatin 12 yi vurması gibi herşey balkabağı...Ama hiç dokunmadan vazgeçersem seni görmekten, elinde hayalden bir ayakkabıyla kalan prens misali...Söylesene prensim hangisi daha iyi? Figen

Wednesday, December 5, 2007

Büyüyoruz...


Genç kız yorgundu, bir kaç adım daha attı;güçlükle...Öylece bıraktı kendini gecenin sesizliğine...İlk kez ürküttü onu bu sessiz gece; oysa tanıdıktı gecenin rengi de sessizliğide!Bu kez farklı dedi kendi kendine, bu kez farklı...Yavaşça süzüldü yaşlar gözbebeklerinden; uzun zamandır ağlamadığını hatırlattı yanan gözbebekleri yaralı ruhuna!Ben bu kez gerçekten denemiştim, özür dilerim dedi kendi kendine; seslenişi ruhunaydı, kendine yaşattığı acıların izlerini sarmak ister gibiydi; ama nafile, dokunamadı ruhuna!Artık ruhu bile uzağındaydı, bu daha çok acıttı canını...Soğuktu elleri, gözyaşlarını bir çırpıda silip attı, ama bir defada silinmiyordu ki gözyaşları...Ağlamıcam dedi son hıçkırığıyla; büyüdüm!Hayat bu kadar işte dedi; daha fazlasını ben nasıl bekleyebildim, bunu defalarca neden yaptım ruhuma? Hayat şarkıdaki gibi "benim gibiler için tasarlanmamıştı" ki dedi...ve yavaşça tekrarladı BÜYÜDÜM, büyüyorum anne! Figen

Tuesday, December 4, 2007

hayallerin resmi...


Sevgili İlknur beni mimlemiş... Hayallerimden birini bir resim aracılığıyla anlatmam gerekiyormuş... Benim en büyük hayallerimden biri başarılı bir ressam olmak, geç kaldığımı düşünmüyorum Van Gogh ressam olmaya karar verdiğinde 27 yaşındaymış... Resimle, resimdeki renklerle anlatmak istiyorum insanlara duygularımı...Şövalemi alıp, çıkmalıyım yola ve resme dökmeliyim hayatın içinde ki beni!

Sunday, December 2, 2007

Şarkılarım...

"Eski bir radyo, sadece ses olsun diye açılmış...
Işıklar hep açık, sanki o hiç gelmeyeni bekler gibi!
Gözler hep aynı boşluğun çaresizliğinde...
Yarınlar hep mi uzak?
Peki ben nerede bıraktım umutlarımı?
Benim kanatlarım var mıydı?
Yoksa ben hiç uçmadım mı?"
Bloğa yazınca anlıyorum, sanırım kafam yine karışmış, bu kez dizelerle anlatmak istedim duygularımı. Bana bunları ne mi yazdırdı? Radyoda çalan bir şarkı...Şarkı deyip geçmemek lazım, bana bunları yazdıran elbetteki şarkı değil, şarkıya yüklediğim anılarım,şarkının bana hatırlattıkları...Sanırım kanatlarım vardı ve bu şarkıda o zamanlardan...Bu şarkıyı dinleyemediğim zamanlarım oldu, şimdi hüzünlensem de dinleyebiliyorum demek ki yeniden uçma zamanım gelmiş!