
Genç kız kahvesini alıp eline, oturdu penceresinin önüne. Yağmurlu bir günde seyretti o çok sevdiği denizi. Şimdi sana dokunabilecek kadar yakınım, peki neden korkuyorum diye sordu kendi kendine...Belkide aklımda öylece kalmalısın, dokunursam sana belki bozulur büyü, saatin 12 yi vurması gibi herşey balkabağı...Ama hiç dokunmadan vazgeçersem seni görmekten, elinde hayalden bir ayakkabıyla kalan prens misali...Söylesene prensim hangisi daha iyi? Figen
2 comments:
bayılıyorum figenim yazdıklarına...kısa kısa ama çok şey anlatıyor,hissettiriyosun, çok hoşuma gidiyo benim... :) bende yazmaya başladımı sonunu getiremiyorum korkuyom kendimden... :) suuuuuuuus diye bağırıyom içimden ..hahaha....bu arada benim evdeki pc de bir problem var virüs neyin bılaşmış galiba sanırsam...tam yorum yapmak istiyorum yazmaya başlıyorum hooop bu küçük pencere uçuyooo deli oluyorum...iş yerindede vakit bulamıyorum..çok sinirleniyorum..nese bak yine çok konuştum susayım ben bari... :D öpüyoom seni çoook... :)
İlknurcum,
Yazını okudum, uzun ama çok güzeldi, evet ben kısa yazılar yazabiliyorum, kısa yazılarımla hissettiklerimi anlatabailmek çok hoşuma gidiyor :)
Post a Comment