
Neydi aradığım? Geçen zamana dönüp bakınca şu an ki durgunluğuma bir anlam bulmaya çalışıyorum...Öyledir ya, en büyük ruhsal sorunların temelleri bile geçmişimize hatta anne karnında olduğumuz dönemlere kadar uzanır. Ama insan en çok ne zaman incinir, en büyük yaralar çocuklukta mı açılır yoksa daha ilerki yaşlarda mı? Yoksa yaş değil de açılan yaranın boyutu mudur önemli olan! Sanırım hepsi birden... Sanki ruhumun bir köşesinde sakladığım eski bir anı kutusu var gibi, ben de sürekli o kutunun başında buluyorum kendimi; canımın acıyacağını bile bile açıyorum o kutuyu. Sonra bakıyorum sakladıklarıma, her birinde bıraktıklarıma ve bende bıraktıklarına. Neden unutmaz insan, en büyük yaralar kapanır da neden illa ki o izlerle yaşanır? Belki bir gün unuturum korkusuyla neden saklanır resimler,hediyeler, neden kurutulur çiçekler, her şey atılsa da illaki bir şeyler saklanır neden? Ne arar insan? Peki benim neydi aradığım? Mutluluk mu? Huzur mu? Bağlılık mı? Sevgi mi? Ait olmak mı? Peki ben bunları ararken mi yitirdim; güveni, umudu, coşkuyu? Sahi, nerede yakaladım rüzgarı, nerede bıraktım yıldızları....

