Tuesday, April 29, 2008

Aramızda kalsın...

Ne zaman hayal kurmak için gözlerimi kapasam, kendimi yemyeşil bir doğada koşarken hayal ediyorum...Üzerimde bembeyaz bir elbise, sanki dünyanın en güzel elbisesi...Saçlarım elbisemden daha güzel. Açıyorum kollarımı, sonuna kadar, sanki çocuğunu kucaklamaya hazır bir anne gibi...Boşluğu, rüzgarı, bulutları, güneşi kucaklar gibi...Kollarım açık dönüyorum olduğum yerde; hissediyorum rüzgarı, güneşi, bulutları.



Sonra takılıyorum bir kelebeğin peşine, öyle büyüleci ki güzelliği her defasında bir kez daha hayran oluyorum ona :) Sonra onun peşinde koşturuyorum çıplak ayaklarımla...


Önce kıpkırmızı gelinciklerle bezeli rüya gibi bir tarla, hemen arkasında o çok sevdiğim papatyalarla bezeli tarla. Sonra yorgun düşüyorum, atıyorum kendimi papatyaların arasına, öylece uyuyorum orada... Sonra yüzüme vuran yağmur damlalarıyla uyanıyorum, birden nasıl oluyorsa kelebek düşüyor aklıma...Ama o da ne papatyalar arasında kaybolmuş kelebeğim
:( Sonra tekrar başlıyorum onu aramaya......

veee tabiki gülümseyerek açıyorum gözlerimi, bir kelebeğin peşinden koşturmuşta olsam, o kadar iyi geliyor ki. Sanırım unuttuğumuz en önemli şeylerden biri HAYAL KURMAK... :)

Friday, April 25, 2008

O Mavi Gözlü Bir Devdi...


O mavi gözlü bir devdi.
Minnacık bir kadın sevdi.
Kadının hayali minnacık bir evdi,
bahçesinde ebruliii
hanımeli
açan bir ev.
Bir dev gibi seviyordu dev.
Ve elleri öyle büyük işler için
hazırlanmıştı ki devin,
yapamazdı yapısını,
çalamazdı kapısını
bahçesinde ebruliiii
hanımeli
açan evin.

O mavi gözlü bir devdi.
Minnacık bir kadın sevdi.
Mini minnacıktı kadın.
Rahata acıktı kadın
yoruldu devin büyük yolunda.
Ve elveda! deyip mavi gözlü deve,
girdi zengin bir cücenin kolunda
bahçesinde ebruliiii
hanımeli
açan eve.

Şimdi anlıyor ki mavi gözlü dev,
dev gibi sevgilere mezar bile olamaz:
bahçesinde ebruliiiii
hanımeli
açan ev..

NAZIM HİKMET
Resim ve şiir bütünlük taşımıyor farkındayım. Ama bu kadar güzel dizeler herkesin hayalindeki resimle şekillenmeli diye düşünüyorum. Ben hala bu dizelere uygun bir resim tamamlayamadım hayalimde...

Tuesday, April 22, 2008

Masalın bittiği yerde hayat başlar...


"Sevgi,
Zehirli bir düşün,büyülü sözcüğü...
Öte yandan sevmek göze almaktı,sonuna dek gitmekti,gidebilmek yürekliliğiydi. Biliyordu prenses uykusundan uyandığında,ya da uyanır uyanmaz onu eskisi kadar sevmeyecekti.Çünkü sevmek sessiz ve tek başına birşeydi.Sevmek yalnızlıktır.Onu eskisi kadar sevemeyeceğinden korkuyordu.Onu uyandırmaktan korkuyordu.
Eskisi kadar sevemeyecekti,belki de hiç sevemeyecekti.Çünkü arada o orman, o karanlık,o geçit vermez,o giz olmayacaktı artık.
Ansızın anladı ki uyuyan güzelin kendisini değil,masalını seviyordu Prens!" Murathan Mungan...

Çok güzel bir yazı ama ben sadece bir kısmını paylaşıyorum sizlerle, tamamını mutlaka okuyun!

Monday, April 21, 2008


Ah akşamlar dedi içini çekerek baktığı şehrin ışıklarına...Neydi onu böylesine hüzünlendiren? Güneşin batmış olması mı? Yoksa şehrin ışıklı yaşantısında payına düşen sade karanlık mı? Belki de pencerelerdi onu hüzünlendiren, her bir pencerede bir aile hayali, oysa ki o yalnızdı...Belki de şehrin parıltısında kaybolmuş yıldızlardı hüznünün sebebi, öylesine uzaktılar ki...Düşündü soğuk havayı içine çekerken; belkide hepsi dedi. O pencereden her akşam o kadar çok baktı ki, o pencerede o kadar çok bekledi ki...Sahi neden beklerdi insan? Beklemese daha mutlu olmaz mı...Belkide hayatta her şey yalnızlıktandı...Şarkıda ki gibi "sorma neden, niçin; HERŞEY YALNIZLIKTAN"...figen

Sunday, April 20, 2008

Yüzünü Dökme KÜÇÜK KIZ...


Yüzünü dökme küçük kız,
Bırak üzülmeyi.
Yalnız senmisin bir düşün,
Unutan sevilmeyi!

Her siyahın bir beyazı,
Gecelerin gündüzü de vardır.

Yüzünü dökme küçük kız,
Kızma onlara.
Yalnız sen misin bir düşün,
Zincir oranda buranda!

Her tutsağın bir kaçışı,
Uykunun uyanışı da vardır.

Yüzünü dökme küçük kız,
Yaşamın anlamını bul.
Sonra dinle kendini,
Yolunu bil!

Her siyahın bir beyazı,
Gecelerin gündüzü de vardır...Bülent Ortaçgil