
Sesimi bir yerde birilerinin duyduğunu biliyorum, hatta diyorlarki ne kadar benzer yaşadıklarımız. Tuhaf; ben sadece boş beyaz bir ekrana yazıyorum, sonra yazdıklarımla bir başka insanın ruhuna dokunabiliyorum...Öyleyse daha çok yazmalı, daha çok paylaşmalı... Dün küstüm dedim oyunlara. Neden mi? Kitapta diyorduki bazı kadınlar sadece gerçeği isterler, çünkü onlar cevapsız sorulardan daha çok acı çekerler diye. Ben öyle kadınlardanım. Canımı yaksada gerçeği isterim sadece gerçeği! Beni üzmemek için gerçekleri saklayanlar bilmediler canımı daha çok yaktıklarını. Sorularla savaştım çaresizce, sorular bitmeden kabuk bağlamadı yaralar. Şimdiyse herşey karmakarışık hayatta. Yine aynı noktadayım. Hangisi gerçek hangisi yalan? Ya umutlanırsam. Hayır umut; yeşertemem seni içimde. Eğer bir kez daha kırarsa rüzgar dallarını; dayanamam anlasana!Sen çok kıymetli bir hazinesin benim için. Anlasana saklamalıyım seni. Peki nasıl saklayabilirim seni? Umutlanmadan sevebilir mi insan? Umutlanmazsa bekleyebilir mi? Umutlanmazsa özleyebilir mi? Peki ya her şey sadece tek bir saniye de yıkılırsa, yıkıntıların altından yine sadece bir kaç saniyede umut kırıntıları toplanabilir mi? Bunun cevabını biliyorum ve korkuyorum. Almayın sevdiklerinizden, insanlardan umutlarını! Umutlandırmayın yok yere bir başka insanı...Zira sadece umutları kalmış olabilir tutundukları! Umutla kalın ve o na sahip çıkın...
2 comments:
"bazı kadınlar sadece gerçeği isterler, çünkü onlar cevapsız sorulardan daha çok acı çekerler" cümlesiyle kesişti yollarımız yine, yine dokundun benim içimde bir yere.
ne olursa olsun küsmemek lazım, umut etmek, yeni yeni umutlar büyütmek lazım...
kelin ilacı olsa kendi başına sürer ya; paramparça da olsa umutlar kırıntılara tutunmak lazım...
mahallenin delisi,
Haklısın; paramparça da olsa umutlar kırıntılara tutunmak lazım...
Post a Comment